Obezite

Obezite sıklığının tüm dünyada giderek artmaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı verilere göre Türk toplumunda her üç kişiden biri obez… Avrupa ülkelerinin değerlendirildiği başka bir çalışmada ise Avrupa ülkeleri arasında obezite sıklığı açısından Türkiye 1. sırada yer almakta.

Gerek sosyal ortamda yaşayan insanın dış görünüşüne önem verip toplumda yer edinmesi, obez insanların sosyal ortamlarda karşılaştığı zorluklar ama daha da önemlisi obezitenin beraberinde getirdiği sağlık problemleri bu konuya eğilmek gerektiği sonucunu doğurmuştur. Bu durumu önlemeye yönelik birçok birim harekete geçmiştir. Bunların başında diyetisyenler, iç hastalıkları hekimleri, endokrin uzmanları  gelmektedir. Medikal açıdan değerlendirilen hastalar gerek diyet tedavileri gerek ilaç tedavileri kullanılmaktadır. Bunun dışında birçok besin takviyeleri ve zayıflama ürünleri piyasada bulunmaktadır. Bu ürünlerin kontrolsüz kullanımı maalesef bazen ölümleri de beraberinde getirmektedir. Yaşam tarzımızı değiştirmediğimiz sürece maalesef verilen kilolar hızla üzerimize tekrar yapışmaktadır. Bu herkes için bilinen bir durum ancak son yıllarda bilimin tespit ettiği farklı durumlarda var. Bağırsaklarımızda yaşayan bakteriler sadece belli vitaminleri üretip bizim artıklarımızla beslenmiyor. Onlar sindirilmeden geçen besinlerin sindirimini yapıp küçük yapıtaşlarını oluşturduktan sonra bu besinler bağırsaklarımızdan emilip vücuda tekrar kazandırıyor. Daha ilginç olanı bu bakteri ailelerinin çokluğu ile kilomuz ve hastalıklarımız paralellik gösteriyor. Uzun süreli beslenme düzenlemeleri ile bağırsak floramızı değiştirebiliriz. Bu yüzdendir ki sürekli şu besini yersek şu hastalığa iyi gelir reklamları devam etmekte… Maalesef ki medyada farklı kişiler çıkıp bunu yersek şu hastalığa iyi gelir derken başka bir uzman onu yemeyin diyebiliyor. Buradaki sınır sağlıklı olan yiyeceklerden ÖLÇÜLÜ bir biçimde tüketmemiz olmalıdır. Ancak son değerlendirmeler Akdeniz tipi beslenmenin daha sağlıklı olduğu yönündedir.
Gastroenterolojik açıdan duruma bakacak olursak çağımızın hastalığı olan obezite de her hastalık gibi yaşam tarzı düzenlemesi en önemli yeri tutmaktadır. Yaşam tarzı düzenlemeleri beslenme tedavisi ve egzersizden oluşmaktadır. Ancak obezite ile mücadele eden insanlarda hareket yeteneği de kısıtlanmıştır. Aşırı yüke bağlı eklem harabiyeti mevcuttur. Bu yüzden bu hastaların farklı yöntemlerle desteklenmesi onların hem motivasyonunu artıracak hem kilo kaybının daha kolay olmasını sağlayacaktır. Belli bir hasta grubu dışında hızlı cerrahi müdahale yapılması çok önerilmemektedir. Uzun zamandır kullanılan mide balonu uygulaması hastanın sağlıklı bir şekilde kilo vermesini sağlamaktadır. Bunun yanında son dönemde daha sık adı duyulan mideye botoks uygulanması da tercih edilecek yöntemlerden biridir. Hastanın yaşam tarzını düzenlemesi koşuluyla bu yöntemlerden faydalanması durumunda sağlıklı bir şekilde ideal kilosuna gelmesini sağlayacaktır. Obeziteye yönelik yapılan cerrahi müdahalelerin geri dönüşsüz olması nedeniyle daha geri planda tutulması gerektiği kanaatindeyim ancak gerekli endikasyonlar konulması halinde cerrahi prosedürlerde son derece başarılıdır.