Mikrobiota

Mikrobiyotayı kısaca tanımlayacak olursak ; bağırsak yüzeyinde yaşayan bakterilerin tümüne microbiyota denmektedir. Bağırsağımızda çok sayıda bakteri barınmaktadır. Bakteri türleri yaşadığımız çevre , yeme alışkanlıklarımıza göre çeşitlilik göstermektedir. Bağırsak bakterilerimiz sayesinde kuvvetli bir bağışıklık sistemine sahip oluruz. Bağırsak floramızın kötü olması ise birçok metabolik hastalığı yaşamamıza neden olabilmektedir. Bunun yanında depresyon, otizm ve birçok psikiyatrik ve nörolojik hastalıkta bağırsak bakterilerindeki dengesizlik sonucu görülmektedir ya da ağır seyretmektedir. Bunların yanısıra mikrobiyota obezite ve kanser ile de ilişkili bulunmuştur.

Mikrobiyota dediğimiz bakteri populasyonu doğum anından itibaren vücuda girerek bağırsaklarımıza yerleşmektedir. Midede üretilen asit sayesinde çok az sayıda bakteri barınabilirken ince bağırsakta sayı kısmen artmakta kalın bağırsağa geçişte ise bu sayı milyonları bulmaktadır. Bu bakteriler çok küçük olmaları nedeniyle gözle görülemezler ve bağırsaktaki toplam hacmi 1-2 kg arasındadır. Doğumdan itibaren oluştuğunu bildiğimize göre anne sütü alımı, geçirilen hastalıklar, kullanılan ilaçlar, beslenme alışkanlıkları bu bakterilerin oranını ve sayısını değiştirmektedir. Son yıllarda bu kadar üzerinde durulmasının nedeni birçok hastalığın nedeninin bu bakteri dağılımında gelişen farklılıklar sonucu oluştuğunun birçok tibbi yayın ile ispatlanmış olmasından kaynaklanmaktadır. Hızlı gelişen Dünya bizdeki yeme alışkanlıklarında büyük değişikliklere neden olmuştur. Bu nedenle bakteri florası da bu değişime ayak uydurmuştur. Bağırsağımızda yaşayan mikrobiyom olarak adlandırılan bu grup bağırsağa gelen sindirilmemiş gıdaları sindirerek kendi beslenmesini sağladığı gibi vücut için gerekli besinleri de bağırsaklardan geri emilim yolu ile bize göndermektedir.

Bağırsaktaki bu bakteriler arasındaki denge önemlidir. Bu dengenin sağlıklı bir şekilde devam etmesi için gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınılmalı, bazı gıdaların tüketilmesi yoluyla bizlere bu kadar destek olan bakterilerin beslenmesi ve çoğalması sağlanmalıdır. Bağırsaklarımızda yaşayan bu grupların ne olduğu kişiden kişiye değiştiği için özel testler ile bağırsağınızdaki kiracıları tanıma hakkına sahipsiniz.  Ayrıca bu sayede bazı hastalıklara yatkınlığınız olup olmadığını mikrobiyotadaki bakteri gruplarınız sayesinde öğrenebilirsiniz.

Bu bakterilerin çeşitliliği ve oranı çok önemlidir. Çünkü vücuda giriş alanlarından biri olan sindirim sistemi dostu düşmanı iyi ayırt etmelidir. bu ayrım iyi yapılmadığı takdirde allerjik reaksiyonlar ile karşılaşmaya başlarız. Bağırsak duvarındaki hücreler sıkı bağlarla birbirine bağlıdır. Bağırsak duvarından içeri geçmeye çalışan bakteri, gıda vs hücrenin anahtar kilit sistemine bağlanmalıdır. bu bağlantı onun dost ya da düşman olduğunu söyler dost ise içeri geçişe izin verilir ancak zararlı bir durum söz konusu ise bu hücrelerin ona savaş açması ile sonuçlanır. GEÇİRGEN BAĞIRSAK SENDROMUNDA ise bağırsak hücrelerindeki bağlantılar koptuğu için vücuda girmek isteyen herşey girebilir. Bu durumda birçok hastalıkla karşı karşıya kalacağımız anlamına gelmektedir.  Neyse ki bu durumun belirli tedavi protokolleri ile çözümü mümkündür. DİSBİYOZİS ise bu bakteriyel oranların değişmesi ve olmaması gereken alanlarda davetsiz misafirlerin bulunması durumudur.

"Sağlık hayatta sahip olduğunuz en önemli değerdir!"

Randevu almak için