İnce Bağırsak Hastalıkları

  1. Duodenum Ülserleri (Oniki Parmak Bağırsağı Ülserleri)
  2. Çölyak Hastalığı
  3. Gıda Duyarlığı ve İntoleransı
  4. Geçirgen Bağırsak Sendromu

 

Duodenum Ülseri (Oniki Parmak Bağırsağı Ülseri)

İnce bağırsağın mideden sonra gelen bölümü duodenum olarak adlandırılmaktadır. Duodenum bölgesinde ülserler toplumda nispeten sık görülmesine rağmen hastalar şikayetleri yaşam kalitesini bozana kadar doktora başvurmaktan kaçınmaktadır. Endoskopinin yaygınlaşmadığı dönemlerde duodenum ülseri nedeniyle kanama ve ince bağırsak delinmesi görülürken günümüzde endoskopinin daha sık kullanılması ile birlikte üst gastrointestinal sistem kanaması ve bağırsak delinmesi gibi komplikasyonlar daha az görülmektedir. Duodenum ülserleri bu bölgedeki saldırgan faktörlerin artışına bağlı gelişmektedir. Ağrı kesici kullanımı, sigara ve alkol tüketimi ve helikobakter pilorinin midedeki varlığı duodenum ülseri gelişme riskini artırmaktadır. Dr. Meral Sözen bu yazısında “Duodenum ülseri nedir?”, “Duodenum ülseri belirtileri nelerdir?”, “Duodenum ülseri tanısı nasıl konur?”,  “Duodenum ülseri tedavisinde kullanılan ilaçlar nelerdir?”, “Duodenum ülserinde bitkisel tedavilerin yeri nedir?”,”Duodenum ülserinde diyet nasıl olmalıdır?”, “Duodenum ülseri kansere döner mi?” sorularının cevaplarını bulabilirsiniz.

Duodenum ülseri belirtileri nelerdir?

Duodenum ülserinde belirtiler genellikle karnın üst kesiminde açlıkla artan ağrıdır.  Yemekle ve asit baskılayıcı ilaçlarla bu ağrı azalmaktadır. Ağrı bazen sırta vurmaktadır. Bunlara bulantı, kusma, kilo kaybı, siyah renkli dışkılama ve ishal eşlik edebilir. Hastalığın ilerlemesi durumunda kanlı kusma ve ince bağırsağın delinmesine bağlı gelişen ciddi karın ağrısı, tansiyon düşmesi, terleme, titreme, ateş gibi belirtiler görülebilir. Bu durumda hastaya çok acil müdahale edilmemesi halinde ölümle sonuçlanabilmektedir.

Duodenum ülseri tanısı nasıl konur?

Hastalık öyküsü esnasında karnın üst kesiminde ağrı, yanma olması bu şikayetlerin sıklık kazanması, sırta vuran ağrı ve gece uykudan uyandırması tipiktir. Yapılan muayenede karnın göbek üstü bölgesine baskı uygulandığında ağrının artması duodenum ülseri belirtilerinden bir başkasıdır. Duodenum ülseri tanısı koymak için en güvenilir yöntem endoskopi yapılmasıdır. Endoskopi esnasında ülserinin yeri, büyüklüğü hakkında direk bilgi edinilir.

Duodenum ülseri tedavisinde kullanılan ilaçlar nelerdir?

Duodenum ülseri tespit edildikten sonra tedavi nedene yönelik olmalıdır. Helikobakter pilori varsa antibiyotikli tedaviler kullanılmalıdır. Bunların yanında duodenum duvarının iyileşmesi için asit baskılayıcı ilaç tedavilerinin yanısıra duvarın yüzeyini örterek tahrişin azalmasını sağlayan bir grup ilaçta kullanılmalıdır. Duodenum ülseri riskini artıran faktörlerden uzak kalınması tedavide çok önemlidir. Bunlar arasında; gereksiz ağrı kesici kullanımı, alkol sigara kullanımı sayılabilir.

Duodenum ülserinde bitkisel tedavilerin yeri nedir?

Her ne kadar duodenum ülserinin iyileşmesini sağlayan birçok bitkisel tedavi önerileri bulunsa da bütün hastalıkların tedavisi doktor kontrolünde devam etmektedir. Çünkü bir kişiye iyi gelen tedavi başka bir hastada ciddi yan etkilere neden olabilmektedir.

Duodenum ülserinde diyet nasıl olmalıdır?

Duodenum ülseri olan bireyler düzenli ve dengeli beslenmelidir. Alkolden uzak durmalıdır. Kahve ve çay tüketimini tedavi sürecinde sınırlandırmalıdır. Bunun yanısıra halk arasında süt tüketiminin ülser hastalarında iyi geldiği ifade edilse de tıbbi bilgilere göre ülseri olan hastalarda içerdiği kalsiyum ve protein parçacıkları nedeniyle tüketimi sınırlandırılmalıdır. Aşırı yağlı beklemiş gıdaların tüketiminden kaçınılmalıdır.

Duodenum ülseri kansere döner mi?

Mide ülserlerinde mide kanseri riski vardır. Ancak duodenum ülserlerinde bu kanser riskinde belirgin artış görülmemektedir. Genetik yatkınlığı olan bireylerde dikkatli olunmalıdır. Duodenumdan kaynaklanan kanserlerin kökeni farklı olduğu için daha çok ülser şeklinde görünüme sahip değillerdir.

 

ÇÖLYAK HASTALIĞI

Toplumda her 100 kişiden birinde görülen çölyak hastalığı buğday içerisinde bulunan Gluten adlı proteine karşı aşırı duyarlılık reaksiyonudur. Gluten adlı maddenin yapıştırıcı özelliği olması nedeniyle gıda sektöründe birçok alanda kullanımı mevcuttur. Çölyak hastalığı olan bireylerde bu yüzden gündelik hayatında zorluklarla karşılaşmaktadır. Dr Meral Sözen bu yazısında “Çölyak hastalığı belirtileri nelerdir?”, “Çölyak hastalığı tanısı nasıl konur?”, “Çölyak hastalığı tedavisi nasıl olmalıdır?”, “Çölyak hastalığı tedavisinde bitkisel tedavinin yeri ne olmalıdır?”, “Çölyak hastalığı olanlarda kanser riski artar mı?”, “Çölyak hastalığı olan hastalarda hangi hastalıklar daha sık görülmektedir?” sorularının cevabını bulacaksınız.

Çölyak hastalığı belirtileri nelerdir?

Çölyak hastalığının görüldüğü yaşa göre bulguları değişmektedir. Çocukluk çağında büyüme gelişme geriliği ile karşımıza çıkarken erişkin çağda sıklıkla vitamin-mineral eksikliği ve emilim bozukluğuna bağlı gelişen ishal en sık gördüğümüz belirtilerdir. Bunun yanında kural olmamakla birlikte kilo kaybı daha sık görülmektedir. Bu durum hastalık aktivitesi ile doğru orantılıdır. Bunların yanısıra demir eksikliğine bağlı çarpıntı, yorgunluk hali, D vitamini eksikliğine bağlı osteoporoz, sık tekrarlayan enfeksiyonlar ve karın ağrısı görülebilmektedir.

Çölyak hastalığı tanısı nasıl konur?

Demir eksikliği, D vitamini eksikliği, ishal, karın ağrısı vs gibi şikayetleri olan hastalarda rutin kan testlerine ek olarak gluten dediğimiz proteine karşı gelişen otoantikorların tespit edilmesi ve yapılan endoskopide duodenumda tipik görünümün gözlenmesi ve yanında alınan biyopsilerde çölyak hastalığı için spesifik bulguların tespiti ile çölyak hastalığı tanısı konmaktadır. Tanının konması için bunların hepsinin biarada olması zorunlu değildir.

Çölyak hastalığı tedavisi nasıl olmalıdır?

Çölyak hastalığı bir aşırı duyarlılık reaksiyonudur. Yani normalde vücuda alındığında reaksiyona yol açmayacak bir maddenin alımıyla birlikte antikor dediğimiz savunma sinyallerinin oluşması ve bunların ince bağırsak hücrelerine zarar vermesi durumudur. Bu yüzden vücuda gluten alınması bu reaksiyonları ve tahribatın sürekli olacağını gösterir. Bu yüzden çölyak hastaları hayatından gluteni çıkarmalıdır.

Çölyak hastalığı tedavisinde bitkisel tedavinin yeri ne olmalıdır?

Birçok bitkisel tedavi yönteminin çölyak hastalığında denenmesine rağmen tıbben kanıtlanmış bir bitkisel tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Çölyak hastalarına verilen tedaviler çölyak hastalığı ile ilgili bilgi ve deneyimi olan doktorlar tarafından yapılmalıdır.

Çölyak hastalığı olanlarda kanser riski artar mı?

Çölyak hastalığı olan bireylerde ince bağırsak lenfoması riski diğer bireylere göre artmıştır.

Çölyak hastalığı olan hastalarda hangi hastalıklar daha sık görülmektedir?”

Çölyak hastalığı olan bireylerde Dermatititis herpetiformis dediğimiz ciltte döküntüler ile giden hastalıkların görülme sıklığı artmıştır. Bunun yanısıra; vitiligo, hashimato tiroiditi, Tip 1 diyabet gibi hastalıklar sık görülmektedir.

 

 

"Sağlık hayatta sahip olduğunuz en önemli değerdir!"

Randevu almak için